DİTİB Genel Başkanı Sadi Arslan, T.C. Berlin Büyükelçilik ve Başkonsolosluk mensuplarına, İslam Ülkelerinin Büyükelçilerine ve mensuplarına, Alman devlet adamlarına, Türk kökenli milletvekillerine, sivil toplum örgütlerinin başkan ve yöneticilerine, dini kuruluş temsilcilerine, DİTİB din görevlileri ile dernek yöneticilerine Berlin Hasır Restaurant’ta bir iftar yemeği verdi.
İftar yemeğine, T.C. Berlin Büyükelçisi Ahmet Acet, Federal İç İşleri Bakanı Dr. Wolfgang Schäuble, Berlin Eyalet İçişleri Bakanı Ehrhart Körting, Berlin Göç ve Uyum Sorumlusu Günter Piening, T.C. Berlin Büyükelçiliği Geçici Maslahatgüzarı ve Elçi Müsteşarı Mehmet Vakur Erkul, T.C. Berlin Başkonsolosu Mustafa Pulat, Berlin Emniyet Müdürü Dieter Glietsch, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Partisi Yönetim Kurulu Üyesi ve Berlin Eyalet Meclisi Üyesi Emine Demirbüken-Wegner, Yeşiller Partisi Berlin Eyalet Meclisi Üyesi Özcan Mutlu, T.C. Berlin Başkonsolosluğu Din Hzmetleri Ataşesi Hasan Hayri Yaşar, Berlin eski Yabancılar Sorumlusu Barbara John, Nijerya’nın Berlin Büyükelçisi, Türk dernekleri temsilcileri, Berlin Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, Müslüman Ülkelerin temsilcileri, DİTİB birim müdürleri, DİTİB dernekleri din görevlileri ve dernek yöneticileri, Türk ve Alman basın mensupları ile çok sayıda davetli katıldı.
Akşam Ezanı ve iftar duası ile açılışı yapılan programda bir konuşma yapan DİTİB Genel Başkanı Sadi Arslan davetlilere, gösterdikleri ilgi ve teveccühlerinden dolayı teşekkür ederek, “Ramazan ayında geleneksel olarak verdiğimiz iftar yemeğimize katılmanızdan dolayı büyük bir mutluluk duydum. Bunun için hepinize kalpten teşekkür ediyorum.
Bugün rahmet ve bereketi bol olan Ramazan ayının son günüdür. Yarın idrak edeceğimiz Ramazan Bayramı’nın hem yaşadığımız ülkemiz, hem de bütün dünya insanlığı için barış ve hoşgörüye, sağlık ve mutluluğa vesile olmasını diliyorum.
Ramazan ayı, insanların yalnız olmadıklarının hatırlatılması, fakirlere ve yoksullara yardım edilmesinin, aynı zamanda Allah’ın bir emri olarak gerekli olduğu kutsal bir aydır. Bu ayda, her zamankinden daha çok yardımlaşma duguları insanları kuşatır. Almanya’da bu anlamda çok güzel bir Ramazan ayını geride bıraktık. O’nun getirdiği bereket, sevgi, dostluk ve kardeşlik duygularından insanlar istifade ettiler.
Farklılıklarımızı, birlikte yaşamımız için tehdit olarak değil, zenginlik olarak algılamalı ve “çoklukta birlik” içinde hareket etmeliyiz. Ortak özelliğimiz insan oluşumuz ve savunduğumuz evrensel insani değerlerimizdir.
İslam Konferansı bağlamında Alman makamlarıyla ortak çalışmalarımız davam ediyor. Bu çalışmaların kesintiz devam etmesi lazımdır. Ancak o zaman hayırlı bir sonuca ulaşabiliriz. Almanya’da Müslümanlar bu toplumun bir parçası olmasına rağmen, hala resmi bir statüde tanınmamasını bir eksiklik olarak görüyoruz.
Köln Merkez Camii’nin temelini, 7 Kasım 2009 Cumartesi günü, büyük bir törenle atmayı planlamış bulunmaktayız. Bu kapsamlı projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Köln DİTİB Merkez Camii’nde, dinler ve kültürlerarası faaliyetten, uyum içerisinde birlikte yaşama kadar her türlü etkinlik insanlarımıza sunulacaktır” dedi.
Büyükelçi Acet de konuşmasında; “Alman dostlarımızın son yıllarda katıldıkları ve Müslüman toplumla paylaştıkları iftarlar, Almanya'da Ramazan ayına ayrı bir zenginlik katmaktadır. Bu tür ortak etkinlikler, dinlerarası diyaloğun yaygınlaşmasına, farklı kültürler arasında saygı ve hoşgörünün geliştirilmesine önemli bir katkı yapmaktadır” dedi.
Davetlilere iftar yemeğine katılımlarından dolayı teşekkür eden Büyükelçi Acet, Alman yönetimlerinin ve toplumunun, Müslümanların ibadetleriyle ilgili ihtiyaçlarının karşılanmasında gösterdikleri duyarlılıktan da memnuniyet duyduklarını söyledi.
Dr. Schäuble tarafından başlatılmış olan İslam Konferansları’nın gelecek dönemlerde de yaratıcılığını sürdürmesinde fayda gördüğünü ifade eden Acet, Almanya'da günümüzde yaklaşık 3 buçuk milyon Müslümanın yaşadığını, bu nedenle İslamiyet'in bu ülkede diğer dinler gibi resmi bir din olarak tanınmasıyla ilgili beklentilerin de artmakta olduğuna dikkati çekti.
İslamiyet hakkında batılı ülkelerde bir “Bilgi Kirliliği” yaratıldığını kaydeden Acet, “O talihsiz 11 Eylül sabahı binlerce masum insan yok yere hayatlarını kaybederken, barış ve hoşgörüyü, paylaşmayı, aslında tek kelimeyle sevgiyi yücelten İslam Dini ağır yara almıştır. Bunu düzeltmek, medeniyetlerarası diyaloğun geliştirilmesine, insanlar ve dinler arasında nefret ve kin duygularının yerine hoşgörü ve anlayışın egemen olacağı ortamların yaratılmasıyla mümkün olabilir. Türkiye ve Almanya bu yönde ortak değerler paylaşmakta ve yakın işbirliği yapmaktadır. Bununla hepimiz övünüyoruz” diye konuştu.
DİTİB'in çalışmalarına da değinen Acet, bünyesinde 880'i aşkın derneği barındıran ve Almanya'daki en büyük sivil toplum kuruluşu DİTİB'in, Almanya'daki Müslümanların vecibelerini yerine getirmelerine ve sosyal faaliyetlerde bulunmalarına öncülük ettiğini kaydetti.
Acet, zaman zaman haksız eleştirilere maruz kalan DİTİB'in, Almanya'daki Türklerin ve diğer tüm Müslümanların dini ihtiyaçlarını bütünüyle karşılayabilen, büyük İslam Dini’nin istismarına meydan vermeyen ve İslamiyeti bu ülkede hakkıyla tanıtan istisnai bir kuruluş olduğunu sözlerine ekledi.
Demokratik bir devletin, din özgürlüğünü sağlaması gerektiğine işaret eden Almanya İç İşleri Bakanı Dr. Wolfgang Schäuble, “Dinin, hoşgörü ve birlikte yaşamı pekiştirebileceğini İslamiyet ile girdiğimiz diyalog sayesinde anladık. Hristiyanlar, Müslümanlarla girdiği diyalog sayesinde, dinin özgür demokrasi için ne kadar önemli olduğunu anladıklar” dedi.
Almanların geçen yıllarda İslamiyet'in toplumun bir parçası haline geldiğini anladıklarını ve İslamiyet'in bazı özelliklerini de sevmeyi öğrendiklerini ifade eden Schäuble, iftarın bu güzel özelliklerden biri olduğunu, dini ve inancı ne olursa olsun dünyadaki tüm insanların birlikte yaşamı pekiştirmek için sorumluluk taşıdığını söyledi.
Hala çok eksikler olsa bile, uyum çabalarının önemli olduğuna işaret eden Bakan Schäuble, 27 Eylül’de yapılacak genel seçimlerinde hangi parti kazanırsa kazansın ülkedeki İslam Konferansları’nın devam edeceğine inandığını kaydetti.
İftarın amacının ortak yaşamı pekiştirmek olduğunu belirten Schäuble, Almanya'da yaşayan herkesin bu ülkeyi ortak yurtları olarak görmesini istediğini sözlerine ekledi.
İftar programı, DİTİB Türk Tasavvuf Müziği Korosu’nun suduğu birbirinden güzel eserlerin ardından sona erdi.
DİTİB, Son İftarını Berlin’de Verdi
