Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) ve Alman Kemik İliği Bankası (DKMS) kan kanseri ile mücadele için ortak işbirliği başlattılar.
Ortak kampayanın kamuoyuna tanıtılması amacıyla Köln Holiday’de düzenlenen basın toplantısına, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti (KRV) Eyalet Sağlık Bakanı Barbara Steffens, T.C. Köln Başkonsolosu Mustafa Kemal Basa, DİTİB Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Emine Seçmez ve Alman Kemik İliği Bankası (DKMS) Müdürü Stephan Schumacher katıldılar.
DKMS Müdürü Schumacher, kampanya kapsamında Köln Merkez Camii başta olmak üzere, diğer DİTİB derneklerinde de kan bağışında bulunulduğunu ve kampanyanın Nisan-Haziran ayları süresince devam edeceğini duyurdu. Schumacher, insanların başta kök hücre nakli olmak üzre, diğer birçok tedavilerinin yapılabilmesi için kan bağışı kampanyasının önemli olduğunu söyledi.
Lösemi’nin ülke sınırı tanımadığına vurgu yapan Başkonsolos Mustafa Kemal Basa şöyle konuştu: “Sadece Türkiye’de değil bütün dünyada bu hastalık aileleri parçalıyor. Ancak kök hücre tedavisiyle bu hastalık durdurulabiliyor. Sınır tanımayan lösemi hastalığının tedavisi de ancak uluslararası ortak çalışma yoluyla olacaktır. Bu bakımdan Almanya’da yaşayan Türk kökenli insanlarımız da kan vermeye katılmalıdırlar. Lösemi hastaları, ve en önemlisi çocuklarımızın tedavileri için Başkonsolosluk DKMS birlikte bu ortak organizasyona imza attı. Almanya’da yaşayan bütün vatandaşlarımızı bizlerle saf tutmaya davet ediyorum.”
Ne kadar çok insana ulaşılır ise, bir o kadar çok tedavinin yapabileceğine işaret eden KRV Eyalet Sağlık Bakanı Barbara Stefens, “bu hastalığa yakalanan insanlar hangi konumda olurlarsa olsunlar, bunları tedavi etme imkanlarımız vardır. Şimdiye kadarki sistemle bugüne kadar 95 bin göçmen kökenli insana ulaşabildik. Elbette bu yeterli değildir. Kök hücre tedavisine yardımcı olabilmek için daha çok insanın kan vermesine ihtiyaç vardır” dedi.
İnsanlar hangi kültür, din ve renkten gelirse gelsin, bağışın umut olduğunu belirten DİTİB Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Emine Seçmez şunları söyledi: “Bu organizeyi birlikte yapmamız hem insani, hem de doğal olarak beraber yaşamamızın gereğinden dolayıdır. Ben kanserle ilgili 4 yıl bizzat tecrübe edindim ve hücre naklinin ne olduğuna birebir tanık oldum. İnsanlar hangi kültür, din ve renkten gelirse gelsin, kan bağışı umut demektir. Bir doktor olarak bağış tedaviye cevap versin ya da vermesin, kök hücre nakli bekleyen insanlar bu tedavi sayesinde hayata daha umutla bakıyorlar.”