Ruh Sağlığının Önemi ve ‘Def-i Gam Haftası’

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

ثُمَّ سَوَّاهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

وَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: 

اللَّهُمَّ إِنِّـي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعجْزِ والكَسَلِ وَالجُبْنِ وَالهَرَمِ وَالْبُخْلِ
 

Muhterem Mü'minler!
İnsan; beden, ruh ve akıldan oluşan özel bir varlıktır. Günümüzde ‘sağlık’ dendiğinde akıllara -maalesef- sadece bedensel sağlık; ‘hastalık’ dendiğinde ise; akıllara sadece şeker, kolesterol, tansiyon, ağrı, sancı gibi bedensel bir kusur veya noksanlık hali gelmektedir. Dünya Sağlık Örgütüne göre sağlık; ‘’bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam iyilik hali’’ olarak tanımlanır. 
İslam dini bedensel ve zihinsel sağlığın yanı sıra ruhsal sağlığa da son derece önem vermektedir. Zira Ruh insana Rabbimizden bahşedilmiş en değerli hazinedir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Sonra insana düzgün bir şekil vermiş, ona ruhundan üflemiş; sizi kulak, göz ve gönüllerle donatmıştır. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!’’[1]
Kendimize, ailemize ve topluma yararlı bireyler olabilmek ve sorumluluklarımızı eksiksiz ve verimli bir şekilde yerine getirmemiz için bedensel ve zihinsel sağlığımızın yanı sıra ruhsal sağlığımıza da dikkat etmemiz gerekir. Nasıl ki bedenin herhangi bir organı ağrıdığında bu acıdan tüm bedenimiz etkileniyorsa, manevi, duygusal ve ahlaki bir dengemiz bozulduğunda bu durumdan ruhumuzun da olumsuz etkilendiğini unutmamamız gerekir.

Kardeşlerim!
İnsanı psikolojik olarak en çok etkileyen etkenlerin başında kaygı ve korkular gelir. İnsanoğlu çoğu zaman Allah’ın kendisine en yakın olduğunu, kendisini daima gözetip koruduğunu unutur ve zamanla kendini yalnız hisseder. Rabbinden uzaklaşan insanın da birçok farklı kaygı ve korkusu olur. Allah’ın her zaman ve her yerde olduğu inancını içselleştiren insan, kaygı ve korkulardan emin olur.
Ruhsal anlamda sıkıntı yaşayan insan sürekli kaygı, korku ve endişe içindedir. Kendine olan güven, sevgi ve ilgisi kaybolur. Bu durumda olan bir insan hem Rabbine karşı hem de insanlara karşı görevlerini tam ve sağlıklı bir şekilde yerine getiremez. 
Ruhsal sıkıntılar da tıpkı bedensel rahatsızlıklar gibidir. Ansızın gelir, bize bir süre eşlik eder ve geri gider. Bu hususta bir düşünürün şu tespiti ne kadar da güzeldir: ‘’Hastalıklar misafirimizdir. Hastalıkları baştâcı yapmayın; ağırlayın, gereken tedaviyi/terapiyi uygulayın ve onları uğurlayın.’’
Ruhsal hastalıklarımızdan kurtulmak için; maneviyatımızı güçlü tutmalı, ahlaki değerlerimizi korumalı; sevgi, merhamet, özgüven, azim, hoşgörü ve mutluluk gibi güzel duygularımızı beslemeliyiz. Bizi mutsuz eden, sıkıntı ve keder veren, baskılayan, yıpratan, motivasyonumuzu olumsuz etkileyen unsurları hayatımızdan birer birer çıkartmak için çaba sarf etmeliyiz. Manevi ve ruhsal anlamda üstesinden gelemediğimiz konularda ise mutlaka alanında uzman kişilerden yardım almalıyız. Fiziksel anlamda kalbimiz sıkıştığında işini iyi bilen kalp doktoruna müracaat etmek nasıl gerekli ise; ruhumuz daraldığında da bu işin uzmanlarından psikolojik destek almayı aynı şekilde lüzumlu görmeliyiz.

Kardeşlerim!
Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DITIB) olarak 10 Ekim dünya ruhsal sağlık gününe denk gelen haftayı 'Def-i Gam' yani ‘kaygı, tasa ve üzüntüyü giderme’ haftası olarak ilan ederek bu konuda bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. 
Hutbemi Peygamberimizin bir duasıyla bitirmek istiyorum: "Allah'ım! Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve cimrilikten sana sığınırım.’’[2]


[1] Secde; 32/9
[2] Müslim, Zikir 50

 

Cookies erleichtern die Bereitstellung unserer Dienste. Mit der Nutzung unserer Dienste erklären Sie sich damit einverstanden, dass wir Cookies verwenden.

We also use analytics & advertising services. To opt-out click for more information.